Yandıkça su,alev alıyor aşk ve yüreğimiz kanlı bir ebru oluyor

*** Sevgi bir bakış,bir gülüş müydü bazen;bir akış,bir koşuş muydu?!..Sevgi,gönül kumaşında bir nakış mıydı?... ***



Ya  LeYLi



" LeyLi'ye "

adanmış sözlerle yazıyorum artık

sultaniyegah mateminde
içimin bam teline dokunarak
sana yazıyorum ya leyli...

... leyli adanmışım bir başımayım
küçücük yaşımda sana alışmışım
gözlerimi ufka dikip anarak seni
narin bir üveyik gibi sana vurulmuşum

gel leyli haydi bu gece bizim
gördüğün şu deniz,
yürüdüğün yollar,
kaldırımlar bizim,
martılar bizim.
her şeyin sahibinden
yüreklerimiz birbirimizin

haydi leyli gidelim artık
alışmadan şu zillete
mundar etmeyelim umutları
yola düşelim el ele
yüreğimiz kanasın güllere

kalk leyli içimin baharı
gözlerim seni arar oldu
anlatamadım kelimelere
çöller mekanım oldu
adım başına sevdayla
ismin haykırışım oldu

leyli.... ah leyli....
sardunyaları, patyaları
saçlarına taç yaparım her baharı
açsın diye gülleri
kanımla ağlatırım
acıtma. yoksa yüreğimi kanatırım


leyli'm miniciğim, üveyiğim
gözlerin denizimdir , saçların sığınağım
ellerin hayatımdır, sözlerin ateşim
özletme. içime sığıdıramıyorum hasretini
gelip de bir görsen halimi
acırsın leyli'm
dayanamıyorum

leyli'm ismindir lal'im
cemrelerim de gamzelerin
yeşermez sensiz hiç bir bahar
gözlerinin pırıltısındadır günlerim
geleceksin biliyorum
geleceksin değil mi leyli ?...


leyli
kalabalık şehrin yalnız sevgilisi
içinde volkanları eriten yürek
sana değmesin hiç bir rüzgar
saçlrında sakla beni, ısıt
mateme isyan okuyalım beraberce
ağlama leyli ağlama
her göz yaşın asra bedeldir
yüreğinde küçük bir yer ayır bana
ya leyl
ya leyl...



şiir:Bilal Can
seslendiren:Mehmet Ercan

video:vaktivisal


Yorumlar (19) :: Yorum yazın! ::


Kategori: Hasbihal


Unuttuklarımızı hatırlamak hatırladıklarımızı görebilmek , ellerine uzanabilmek dileği ve umuduyla hepinize sevgi dolu bayram kucaklaşmaları diliyorum.

Bayram şekerleri Gönül tadlarına vesile olsun inşallah.

Her Demde Aşk ola...


~~
vaktivisal
~


Yorumlar (3) :: Yorum yazın! ::




Bir Aşk Hikayesi...

Geceleri balkonda ışığın etrafını alan pervane böceklerini fark etmiş miydik hiç?

Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini…

Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir…
‘Aşk odu önce ma’şuka, andan âşıka düşer.’ derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın…
Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı, etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu. Bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığın etrafında döner, döndükçe biraz daha yakından dönmek ister. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane, onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, şevki artıyor, coşkusu artıyor. Coşkusu arttıkça da cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir, neticede. Ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. İlk lezzettir işte o acı. Acı verir, yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki, daha fazla dönmeye başlar. Acı ve lezzet…
Birbirine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün… İşte bu noktada, azabın ve acının lezzet olmasındaki sırrı yakalamak gerek.

Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne olduğunu buna göre ölçün ve düşünün. İşte kanadının ucunu bir defa yaktığı zaman pervane ilk azabı duyar; fakat öyle bir lezzettir ki o azap… Bu azap ve ondan alınan lezzet, insanı yavaş yavaş nefsinden sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini ateşe atarcasına gider ışığı kucaklar.
Ve burada ateş pervaneyi yakar kavurur. Bir buğday tanesi gibi toparlayıp yere düşürür. Artık pervane ‘hakkal yakin’ biliyordur vuslatı. Bu fenadır. Bu canını verdiği noktadır. Mumun bundan haberi bile yoktur belki. Olmasına da gerek yoktur. Bu pervanenin aşkıdır çünkü. Aşkı uğruna can veren pervanenin aşkı. Ama öbür taraftan mum da yanar. Onun aşkı da, acısı da kendincedir. Önce can ipliğine bir ateş düşer ve yanmaya başlar mum… Sonra içindeki o yangını söndürmek için gözyaşı döker. Ateşi su söndürür çünkü.
Ama mumun gözyaşları onun ateşine daha da bir güç verir, elemi arttıkça artar.
Ve erir can ipi, sevgilinin yolunda yok olana dek…


İskender Pala

***


"Aşk yoluna düşen Aşk erlerinin Aşkları daim olsun..
 Vuslata ermek dileğiyle..."



Yorumlar (11) :: Yorum yazın! ::


Kategori: SiiR BAHCESi



Bir Çakmağın Sesindeki Kayboluş
Bir Damla Benzindeki Koku
Fitilin Ucunda Tutuşan Ellerim
Çakmak Taşındaki İlk Kıvılcım Kavrulan Yüreğimin Kökü
Yanan Bütün Bedenim Sitemim Sanadır Yar
Kaybolmuş Bir Çakmağın Sesinde
Baş Döndüren Kokuda Başlıyor Yok Oluş
 Sitemim Sanadır Yar

Tütün Kokusu Sarmış Yüreğimin Odalarını
Nikotin İki Yandan Kuşatmış Parmaklarımın Arasını
Sitemim Sanadır Yar
Caddelerde Eylül Yağmurları
Toprağa Düşen İlk Damlada Kaybolmuş
Ve O İlk Koku
Çiğdem Çiçeklerinin Boynu Bükülmüş Toprağın Üstü Çisil Çisil
Yüreğimin Kökü Balcık Sitemim Sanadır Yar

Sokak Başlarında Kalmışlığım İliklerime Kadar Islanmışlığım
Ve Acıya Alışmışlığım Esiyor Damarlarıma İhanet Doluyor Yar
Sitemim Sitemim Sanadır Yar
19'unda Değildim 29'undada
Ömür Çisil Çisil Tükeniyordu Yar
Rayların Arasına Akıyordu Gidiyordu Sıkışan Bütün Kederlerim
Bitiyordu Dertlerim Sitemim Sitemim Sanadır Yar

Halime Ağlıyordu Bulutlar Gibi Yağıyordu
Şehrin Uzak Bir Köşesinde Yine Annem Ağlıyordu
Giderken Ben Büyük Acılarla Bir Çakmağın Ürküten Sesiyle
Fitilin Ucuyla Tutuşarak Taşındaki İlk Kıvılcımla Yanarım
Kül Olan Yüreğimle Giderken Ben El Sallamıyordun Bile
Yeni Bir Hayatı Tutuştururken Sen
Sitemim Sana(dır) Sitemim Sana(dır)
Sitemim Sanadır Yar


Murat İnce
---

♪ ..Sitemim.. 



Yorumlar (0) :: Yorum yazın! ::


Kategori: DUA UFKU



Bilirim.
Her gün doğmadan kızıllığına yazar adını…
Bilirim her martı dokunmadan denize kendi dilince tekrarlar duanı…
Ve her gül açmadan kollarını bu dünyaya, Senin kokunu bular yüreğine…
Bilirim düşmez güneş toprağın hiçbir zerresine hatırlamadan Seni…
Bilirim seversin Sen Seni seveni…
Ey beni en çok sevenin en sevdiği…
Ey gönlümdeki sevgiye bengisuyunu, okyanus diyarından yudum yudum damlatan…
Kar suları yıkarken ruhumu, ılık bir yağmur damlasının sevdasında, yürek atışlarıma merhamet denizinden katreler düşüren…
Ey kalbimin en derin toprağına, avuçlarımda biriktirdiğim dualarıma kattığım, kirpiklerimin ıslaklığı ile bezediğim, nazenin çiçeğimin adı…
Sonra, yalnız karanlıklarımın donduran soğukluğunda…
Yapraklarının gölgesinde bakışlarımı ısıttığım…
Adıyla, en tenha zamanların karmaşasında, içimin dalları kıran fırtınalarını durulttuğum…
Her uyanışımda sabaha; gurubun kızıllığına, taze açmış yaseminler aklığında ismini yüreğimle yazdığım…
Ey adıyla, serin rüzgârlarında bedenimi üşüten eylülü, nisanın yeni açmış badem ağaçlarına döndüren…
İçimin dermansız bildiğim dertlerine, sonsuz bir iyileşmeyle deva olan…
Ey seher vakitlerinde soğuk gül yapraklarına ılık dokunuşlarla konan, şebnemlerin nazlı terennümü…
Bütün kar taneleri erguvan dalında çiçek oluyor.
Kökünü ruhuma salan…


Adının gölgesine sığınınca günahlardan bizar olmuş yüreğim…
Sana gönderdiğim selamların kabul olma umudunun heyecanıyla, dağ başlarımı kuşatan bencillik dumanlarının arasında, sevmeye dair al laleler açtıran…
Uğruna, kendi içimde kendimi tutsak ettiğim her anın zincirlerini koparıyorum zihnimden…
Teselliyi sana yolladığım selamın kabul edilmesi umudunda buluyorum…
Bilir misin Ya Resulullah?
Her yıkılışında içimin kaleleri, kalbimin kırıklarını bu umutla sarıyorum…
Yüzüme kapanan kapıların dibinde, gözyaşımdan bir ırmakta boğulurken, bana uzanan elin sıcaklığı bu umuttan…
Bütün alınmışlıklarımın, tek başına bırakılmışlarımın, darmadağın oluşlarımın sessizliğine düşen tatlı bir terennüm oluyor bu umut…
İçimin burukluğunda, merhametsizlik dağlarken yüreğimin her bir zerresini, sabah ezanlarına kadar kapanmayan gözlerimin âminlerine dost ediyorum bu umudun varlığını…
Ey bütün çiçeklerin naif susuşlarının ardında, hiç durmadan söylenip duran sevda ikliminin şanlı adı…
Ey ılık gamzeleri gibi toprağın, ruhumun buz tutmuş dehlizlerine merhametle inen bahar…
Gül kokusunda içime çektiğim şefkatin, eşsiz timsali…
Uzak zamanlarında ömür tüketiyoruz, saadet asrının…
Bir tek kalbimde büyüyen sevgi aşabiliyor zamanı, mesafeleri, asırları…
Donup kalıyor zaman, içimdeki özlemin sıcaklığında…
Çözülüyor imkânsızlıklar, sessiz eriyişlerde…
Zaman susuyor kör kuyuların diplerinde…
Tarihler ses vermiyor gizli köşelerde…
Ve bir tek özlemim aşıyor zamanı, mesafeleri…
Bir tek gözyaşımdan bir kuşun kanadı bırakıyor beni, senin yürüdüğün çöl zerrelerin arasına…
Bir tek özlemin dev bir dalga olup, sürüklüyor bedenimi, Sevr mağarasında yuva yapan güvercinin kanat çırpmayışlarına…
Bir tek dualarımın kabulü taşıyor beni yaşadığın zamanların kıyısına…
Hıçkırıklar kesiyor nefesimi, yüzümde pişmanlıkların buyun eğişleri…
Anlatamıyorum…
Sevmekten uzak seslenişlerim susuyor iç yangınlarımda…
Senin adını yüreğime mühürleyip dönüyorum âmin deyişlerime…
İçimin ülkelerine çöreklenmiş menfaat bulutlarından kaçıyorum…
Kaçıyorum kibirden, yalnız kendine istiyor olmaktan, öfkeden…
Kaçıyorum ne varsa faniliğe dair…
Pişmanlıkla ıslanmış bir hıçkırıkta, selamlarımın kabul edilmesi umudunda yeniden geliyorum hayata…
Kan revan oluyor aklımda hüzünler…
Yağmamış yağmurlar kadar latif, şimdi kalbimde devleşen sıkıntılar…
Korkularımı emziren bütün gecelerin siyahı, yeni açmış bir karanfil kokusu oluyor bulunca Seni…
Benliğimin kuytularında sızlayan yalnız kalmışlıklar, kayan dev bir yıldız oluyor anınca Seni…
Bütün sessizlikler rahmet oluyor…
Bütün çaresizlikler gündoğumu…
Bütün boyun büküşler âmin oluyor dudaklarımda…
Bütün âmin deyişler gül adında…
Seni ta içimde taşıdığım zaman bu ömür türküsünde…
Yalnız kalıyor bazen âminler…
Gecenin sakinliğinde usulca hayat bulan âminler uykuya yenik düşüyor çoğu zaman…
Daha derinden dua etmeye susuz dudaklarım…
Zaman merhametsizlikte hüküm sürüyor Ya Rasûlallah…
Mazlumun ayaklar altında ezilen yüreğiyle besleniyor zalim kalp atışları…
Şefkate kanat çırpan kırlangıçların kanatları isyandan devleşen tel örgülere takılıyor…
Kanatlarından sızan kana bulanıyor ruhum…
Belki her gün bir günahsız yavrunun bedeni, hain bir merminin kılıcından geçiyor…
Günahsızların iniltileri içimde yankılanıyor…
Semayı sarsıyor annelerin ağıtları…
Gözlerimizin önünde yüreklerimizin dibinde inliyor nefesleri günahsızların…
İnsanlar çoktan sökmüş gibiler köklerini, içlerindeki merhamet adlı çınarın…
Babaları ölmeden miras derdinde birbirine düşer olmuş kardeşler…
Duaya açık kapılarından dudakların, gıybet yükselir olmuş…
Yalansız konuşmalar azalmış…
Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor…
Ve ölümü unuttu sanki kalpler…
Ölümü anmaktan aciz zihinlerimiz…
İçim acıyor Ya Rasûlullah…
Her haksızlığın ardında tükeniyor nefeslerim…
İçim kanıyor…
Her acının ardında çaresizlik yağmamış bir bulut gözlerimde…
Bir tek silahım var…
Ona sarılıyorum gece yarıları…
Duaya…

Sevmek çekince dalgalarını bir zamanlar hiç durmadan dövdüğü kıyılarımızdan, okyanus ortasında su arar olduk…
Öldük hatta susuzluktan…
Yağmur sağanak sağanak boşanırken bedenlerimize…
Adını, unuttukça anmayı dudaklarımız, başka isimler söyler oldu dillerimiz…
Başka sevdalar salınır oldu bakışlarımızda…
İçimize, yabancı hevesler içimizde…
Hasretleri bile yabancılaştı dünyamızın…
Sevgi uzaklaştığımız hatta kaçtığımız bir hastalık gibi…
Ben böyleyken hala umudu var mıdır Sana olan selamlarımın kabulünün?…
Bu kadar kendimi bulanmışken sensizliğe…
Aynı zaman diliminde atsaydı kalplerimiz Seninle…
Yüreğimiz hissetseydi Seni bir kere görmüş olmanın bahtiyarlığını…
Oysa şimdi hercai sevgilerde kanıyor ümitlerimiz…
Varsa zihnimin kirli dumanları arasında, dünyaya bel bağlamış iniltili hayatımın ortasında, hala sevmeye dair kımıldayan bir tomurcuk, Sana olan özlemimin sıcaklığındandır…
Ya Rasûlullah bu özlemimizin sınırsızlığına bakıp dua eder misin yüreklerimize?
Secdenin izi alınlarımızdan, âmin deyişler gece uyanışlarımızdan ve sana olan sevgi solmayan yediverenler gibi hiç silinmesin gönüllerimizden…
Ey beni en çok sevenin en sevdiği…
Bir lale vakti…
Bir bahar gecesi…
Dudaklarımda Sana selamlarla göz kapayışlarım var geceye…
Her şeye rağmen sevilme umuduyla bükülüyor boynum…
Sevginin sonsuzluğuna açılıyor avuçlarımda ruhum…

Ey Rabbim!
En sevdiğinin sevgisini artır ki kalbimde, Senin yanına sevdiğinin sevgisiyle dolu bir yürekle varabileyim son nefesimde…



İskender Pala

Yorumlar (1) :: Yorum yazın! ::



Foto: Esra/vaktivisal


"Tâkâtimin tükenmek makamına savrulduğu an...
belki birkaç nefes daha sabredebilirim bu bekleyişe..."

...
..
.



Yorumlar (2) :: Yorum yazın! ::





İnsanı en güzel anlatan kelimelerden biridir, «yolcu».

O, ruhlar âleminden, kālû belâdan yola çıktı, hâlâ yürüyor.

Dur-durak bilmeden, coşkun bir ırmak misali akıp gidiyor. Kim bilir hangi güzergâhlardan geçiyor, hangi taşlara başını vuruyor, hangi koylara, kuytulara uğruyor, nerelerden kıvrılarak akıyor?
Necip Fazıl, bu yolculuğu ne güzel tasvir eder:
İnsan bu su misâli kıvrım kıvrım akar ya,
Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan hep basamak basamak,
Benimse alın yazım yokuşlarda susamak.

İnsanlığa bir yol gösterici, bir nûrânî kılavuz olarak indirilen Kur’ân-ı Kerîm, insanın yol güzergâhını şu çizgilerle gösterir:

"Bir zamanlar insan; hiçbir şey değil iken üzerinden uzun devirler geldi geçti."
 
(İnsan 76/1)

Sonra bir vakit, ruh hâlinde var edildi, ademden çıkıp Âdem oldu, Allâh’ın huzurunda durdu, O’nun Rabliğini ikrar etti. Ulvî âlemlerin varlığına şâhit oldu.
 (A’raf 7/172)
Sonra kendisi gibi milyarlarca ruh ile vazifesini bekleyen askerler gibi bekledi imtihan saatini.

Bir zaman sonra dünya evinin kapısından girdi, ana rahmine misafir oldu: Bir damla atılmış su, bir nutfe idi. Önce rahme yapıştı, asıldı kaldı. Bir çiğnem et parçasına dönüştü. Belli belirsizdi. Hoşa giden bir görünümü yoktu. O ete kemikler giydirildi, kemiklere et sarıldı. Mükemmel ve en güzel bir varlık olarak dünyayı şereflendirdi. En güzel yaratıcı olan Allah, ne yücedir, ne mübarektir.
(Mü’minûn 18/12-14)

Bir sesi yerde, bir sesi gökte yere düştü. Ağlıyordu. Hangi ulvî âlemlerden ayrılmış, kopmuş, hangi süflî âlemlere inmişti. İçli içli, yanık yanık ağlıyordu. Annesinin sıcacık göğsünde, ilâhî merhametin nâzenin ikramını yudumlayarak
sükûn buldu.

Bu kez başka bir yolculuk başladı.

Kalp çalışıyor, göz kıpırdıyor, el ayak oynuyor, yolcu yoluna devam ediyordu. Bebeklik, emekleme, kekeleme, yürüme, konuşma…
 Çocukluk, gençlik, olgunluk… Her kademe yolculuğun mühim birer safhasını teşkil ediyordu.

Aklı başına gelince karşısına iki yol çıkacak; iki yoldan birisini seçip onda yürüyecek. Ya kulluğunun şuurunda bir şâkir olacak, Rabbine şükredecek. Veya nankör olup çıkacak.
(İnsan 76/3)

Gerçeği görmek için gözler, onu duymak için kulaklar, hakkı konuşmak için dil ikram edilen insan iki caddeden birinde ilerleyecek. Ya sarp yokuşu aşacak veya yokuşun dibinde kalakalacak.
(Beled 90/8-20)

Otuz yaşı, kırk yaşı, elli yaşı ve ihtiyarlık başlıyor. Ömrü uzun olanlara erzel-i ömür geliyor. İnsan tekrar başa dönüyor. Âzâlar güç ve kuvvetten düşüyor. Ölüm yaklaşıyor. Yolculuk nereye?
 (Yasin 36/68)

Ölümle iş bitiyor mu sandınız? Hayır, ölüm sonsuz bir yolculuğun sonu değil başlangıcıdır. Kabir, mahşer, cennet veya cehennem… Hazırlığınız var mı? Bu sebeple Rabbimiz soruyor: “Nereye gidiyorsunuz?”
 (Tekvir 81/26)

İbn-i Ömer -radıyallâhu anh- şöyle anlatıyor: Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- benim iki omuzumu tuttu ve: “Dünyada sanki bir garip veya bir yolcu gibi ol.” buyurdu. İbn-i Ömer şöyle derdi:

“Akşama ulaştığında sabahı gözetme, sabaha kavuştuğunda da akşamı bekleme. Sağlıklı anlarında hastalık zamanın için, hayatın boyunca da ölümün için tedbir al.”
(Buhârî, Rikak, 3)

Filibeli Ahmed Hilmi Efendi insanın bu yolculuğunu ve hayat macerasını ne güzel dile getirir:

Yâ Rab! Hayatta nedir bu lezzet?
Hayata rapteden bu garip kuvvet?
Hayat ki bî-bekā, pür derd ü keder,
Yine emel o; nedir bu hikmet?
Bir an bırakmaz insanı rahat,
Bin türlü âlâm derd-i maîşet.
Çocukluğunda ağlar beşikte,
Feryatla geçer o vakt-i ismet.
Civanlığında bin türlü âmâl,
Şeyhûhetinde bin tü
rlü mihnet.
Vakt-i ecelde mâzi, bir an.
Bir an için mi bunca sefâlet?
Hâtifî bir ses verdi cevâbı,
Dedi: Hayatta bu zevk u kıymet,
Ākiller için seyr-i bedâyi‘,
Câhiller için yemekle şehvet.
Ne mutlu yolcu olduğunun farkında olanlara!
Ne mutlu nereye doğru yol aldığını bilenlere!
Ne mutlu akıllı olup güzellikleri seyredebilenlere!

Ne mutlu yüce Allâh’ın: «Nereye?» sualine:
«Sana geliyorum, dönüşüm ancak Sanadır!» cevabını verebilenlere!




    Alıntı...

Yorumlar (3) :: Yorum yazın! ::


<--<--SONRAKİ SAYFA :: ÖNCEKİ SAYFA--> -->

*VakTiViSaL*



Sonra sustum...Suskunluğumdu artık konuşan hep durmadan..Vuslat vurgunu günlerimin hüzzam sevdalarına kulak verdi yine gönül;öylece kararsız ve yorgun...Derken bir ben kaldım tenhasında gecenin,bir de suskunluğum...

...vakt-i visal...



ZİYARETÇİ DEFTERİ


KaTeGoRiLeRiM

  • Kelâm & Kalem
  • ASKIN HuKuMRaNLIGI
  • Can KıRıKLaRı
  • DUA UFKU
  • EbE SoBe
  • EbRuLi
  • G.Türk El Sanatları
  • GULLERiN SULTANI
  • Hasbihal
  • HaSReT KOYDUM ADINI
  • HaTTaT HiKaYeLeRi
  • HaYaTa DAiR
  • HiKaYeLeR
  • HuSN-i HaT
  • iNLeYeN NaGMeLeR
  • iSLaM PeNCeReSiNDeN
  • MIsRa-i BeRCeSTe
  • SeVMeK OLMEKLE BASLAR
  • SiiR BAHCESi
  • SoZuN KaLBi
  • TaRiHTeN bir SaYFa
  • TeFeKKuRe YOLCULUK
  • TURKULerin DiLi
  • UMUDUN olsun yeter
  • Vaktivisal ViDeO
  • Vaktivisal'ce FLasH
  • YuReGiM KaR ALTInDa


  • SoN YaZıLaRıM

    Y a L e Y L i
    HaYıRLı BaYRaMLaR
    bir 'aşk' hikayesi...
    Sitemim Sanadır Yar!
    Ey Beni En çok Sevenin En Sevdiği!
    birkaç nefescik daha...
    Nereye Gidiyorsunuz?
    Hamuş ve bişrev!..
    Ramazan Duası
    ...Ramazan-ı Şerif...
    Kim-se-ler bil-mez!
    Su-ateş-aşk
    Vakt-i Visal yazıları-Arz-ı Halim
    gâm~efgân
    Pişmanlıklarımızın uslanmaz tetikleyicisi...
    .mavi..sessiz..derin.
    Yaşama dair küçük bir kesit...
    "Nakşıgül"
    ....ARAZ....
    Tavan arası/VeFa
    ~~ VeFâ ~~
    Bana bir yalnızlık bıraktın;
    Hayat Sabra Denktir
    ...Niyet...
    Vaktivisal Yazılı Resimler



    "Bir güneş ışığı say güzelliği,üç renkli camdan süzülen...Hani ruh,gönül ve beden camında huzmelenen bir nur de adına...Akşam olunca çekilip güneşe geri gider ya hani ışıklar ve hani göz kapanınca kaybolur ya nurlar...Işığı da,nuru da camsız görmeye alıştır kendini...Yolda kalmamak,cam kırılınca kör olmamak için... Gel artık kardeşim,gülümseyelim ve güzellikleri görelim.Bıçağın ağzına sunulmadan ariyet güzelliklerimiz ve dönülmeyen yolculuklara çıkmadan benliklerimiz,mahşer mahşer yağmalanan imanlarımızda eriyen zamanların surlarını güzelliklerle örelim.Duyarak ve düşünerek,her ikindi güneşinin lirizmi gibi,her dolunay akşamının romantizmi gibi güzelliğe bakalım ibretle ve içimizde büyüsün bütün güzellikler.Seste,biçimde ve boyada hakikatin güzellğine bırakalım kendimizi,Mutlak Güzel'den renk devşirelim..."

    *İsKeNDeR PaLa*



    **VaKTiViSaL's ViDeos**



    ***

    SESİME CEVAP VEREN SENSİN,YAKARIŞIMA SES VEREN SENSİN,ÇAĞRIMA KARŞILIK VEREN SENSİN,DİLEKLERİMİ ÖNEMSEYEN SENSİN,DUALARIMI İŞİTEN SENSİN...

    YOKLUĞUM EN GÜZEL DUAMDIR;VARLIĞIMI SANA DUA EYLE.SUSKUNLUĞUM EN KESKİN SÖZÜMDÜR;SÖZÜMÜ SANA DAİR EYLE.KIRIK KALBİM EN İYİ YANIM;KALBİMİ SANA YAR EYLE..."

    ***

    "İŞTE! KARŞILIK BULACAKSIN...ÇAL KAPIYI,USANMA! AÇILMAK İÇİNDİR KAPILAR.YER OLMASAYDI ORADA SANA,ÖNÜNE DUVARLAR ÇIKARDI.VERMEK İSTEMESEYDİ İSTEMEYİ ÖĞRETMEZDİ.MADEMKİ İHTİYACIN VAR,ÇALACAKSIN ÖYLEYSE,EN BÜYÜĞÜNÜ ÇAL KAPILARIN...AÇ ELİNİ GÖNLÜNLE BİRLİKTE,DİNLEYEN RABBİNDİR SENİ..."

    ***

    "Sen ki gözlerime görmeyi bahşettin,cemalini görmeyi de yaz bana.Sen ki kalbime sevmeyi lutfettin,sevdiklerinden olmayı da yaz bana.Sen ki yokluğuma var olmayı yakıştırdın,ebedi vuslatını ver bana..."

    ***

    "RABBİM! SEVGİNİ,SENİ SEVENİN SEVGİSİNİ VE SENİ SEVMEYE BENİ YAKLAŞTIRACAK OLANIN SEVGİSİNİ NASİP ET."

    ***

    "SEN Kİ MERHAMETİNLE VARLIĞA ERDİRDİN BENİ,CÖMERTLİĞİN HİÇLİĞE DÜŞMEME İZİN VERMEZ.EBEDİ CENNETİNE BUYUR ET BENİ...SEN Kİ GÜL YAPRAKLARINI KOKULARLA BEZER ,BÜLBÜL KOKULARIYLA SÜSLER,ŞEBNEMLERLE TAÇLANDIRIRSIN,KEREMİN KALBİMİN SEVDASIZ KALMASINA İZİN VERMEZ.AYRILIKSIZ AŞKLARA KAVUŞTUR BENİ...."

    ***

    <%RecentEntryTitle%>



    ~Vaktivisal's photos~
    www.flickr.com

    SoN YoRuMLaR

    es-selam
    HAYIRLI CUMALAR...
    es-selamünaleyküm Esra Can
    ziyaret
    selam
    L e y L
    s.a.
    AZERBAYCAN BAYRAĞINI ŞABLONA TAŞIMA KAMPANYASI...
    s.a.
    ..





    Vakt-i Visal Blogunu nasıl buldunuz?
    Son Durum
    Altyapı: Pollemik.com
    ;
    Vakt-i Visal blogunda en çok neyi beğeniyorsunuz?
    (En az 1, en çok 3 seçenek işaretleyiniz)
    Son Durum
    Altyapı: Pollemik.com



    Değerli ziyaretçiler!..

    Ziyaretleriniz,ilginiz ve yorumlarınız için çok teşekkürler...

    Gönlünüzdeki güzelliklerin daim olması ümidiyle selametle kalınız..



    !!! KAYNAK GÖSTERİLEREK ALINTI YAPILABİLİR !!!

    Site Tasarım:

    **VAKTİVİSAL**


    Copyright © 2006 - 2009 VaKTiViSaL

    *VaKTiViSaL*

    BLoGCu DoSTLaR

    azadgulu
    suyayaz
    zerreitoz
    güLaLe
    havfvereca
    esmaLaLe
    kelebek-z
    mehmetbeydemir
    saklıdiyar
    nisanur


    kuzeydenizi61
    dizix
    edebiyatvakti
    gonuldostu1
    sonsuzlukkervani
    iskenderpala
    cile
    ahulugeceler
    zayenderud
    deligece
    zikrayat
    gelincik2
    DELALEDILEMIN
    hatto
    dualarile
    ilmekledigimduygular
    teknikpcdersleri
    bentsahra
    teksin61
    hattatlar
    esramelek
    eglencebaslasin
    birLahza
    siiryarismasi
    rumuzsehadet
    beyzadem23
    hsyn125
    geceesintisi
    YanikSevda
    msimurg
    zerreitoz
    genocide
    swm
    mesale
    edebiyatpinari
    uzlet
    tezhip
    hazanseli
    minare
    vuslatsevdasi
    aysecim
    zikrullah
    benimdunyam80
    seyyahyolu
    93busra
    saadetimm
    minecck
    paci
    huzuncile
    impeesa
    dostlukrehberi
    teslimiyet
    sessizyusuf
    ResuleVuslat
    eskalud
    turkce1224
    alisevgi
    yuregimnereye
    garipyolcu
    mehmettturkmen
    havfvereca
    azadgulu
    beydaba
    nurseli
    ruhumdaninciler
    siargunlugu
    yusuftektas
    sifam
    aslihanca
    kitabooku
    zerirem
    yozgatnur66
    success
    rindiseyda
    mavisoluk
    guLaLe
    gulumcan
    koyukahve
    dilsizmutercim
    kozan
    efsane90
    elifmutlu
    maviyanim
    ahsenyar
    paci1
    HAYATINGERCEGI
    vuslatgulu
    halesira
    acemgizi
    kirmizikaranfil
    gymim
    edaca
    eserden
    ruhsuzlar
    ayvenur
    bayansanem
    umutmavisi
    TILLSIM
    nalezar
    bluepoison
    Dizin , TrDizin

    Zirve100 Site ekle

    Yaşam ve İnsanlar Sevdalist - Sevdalara.net
    http://www.tavaf.com/toplist/
    Site Ekle
    Arama motorlarına kayıt, sunucu barındırma, hosting, co-location, webhosting
    Sitetistik

    TÜRK MİLLETİ SİZİNLE/VAKTİVİSAL/



    Copyright © 2006 - 2009 VaKTiViSaL .Site Tasarım:VAKTİVİSAL

    ** Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir **